KENAN EVREN..

Sekine Evren’in ölüm tarihini hatırlayanlarınız çok fazla yoktur sanırım, ben anımsatayım isterseniz 3 Mart 1982 günü vefat etti.

Sekine Evren’in ölüm haberi ile birlikte, ülkemizde adeta o gün için “ulusal yas” ilan edilmişti! Gazeteler, siyah başlık atmasalar da, Sekine Evren’in ölümü ile ilgili haberleri, en dramatik ifadeler ve hayat öyküsü ile süsleyerek birinci sayfalarından sürmanşetlerden vermişlerdi…

Vefatından iki sonra yani 5 Mart 1982 toprağa verildi. Cenazesinin kaldırıldığı Ankara Kocatepe camiinde, iğne atsan yere düşmeyecek derecede kalabalık vardı.

Koşan gelmiş, ön saflarda yerini almış, yalakalık had safhaya ermişti.

Kimler yoktu ki Sekine hanım’ın cenazesinde?

Başta, eşi Devlet Başkanı Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren ile kızları ve damatları.

12 Eylül darbesiyle kendilerini ülkenin “5 kişilik yasama organı” ilan eden “Konsey”in dört üyesi, sıkıyönetim komutanları…

Başbakan ile Konsey tarafından onaylanmış Bakanlar Kurulunun üyeleri..

Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesinin tümü, sıkıyönetim komutanları, askeri yargı mensupları…

Darbe sonrası koşa koşa Konsey’e bağlılıklarını bildirmeye giden, en önemli konulardaki yargılama yetkilerini ve doğal olarak vicdanlarını askeri yargıya “devreden” yüksek yargı organlarının mensupları, yüksek bürokratlar, büyük gazetelerin patronları, anlı şanlı köşe yazarları.

Kapatılmamış sendikaların, konfederasyonların başkan ve yöneticileri…

Ve kimler  vardı kimler..

Bugün çil yavrusu gibi ortalıktan kaybolan yağdanlık ve yalakalar.

Şakşakçılar..

Yağcılar..O dönemin paşalarına methiye yazanlar.

Çoğu sağ ölmedi..Buradan tek tek isim isim yazsak sayfalara sığmaz..

12 Eylül’ü yaşadığımız sabah ben 26 yaşında delikanlıydım..

Sıkıntılı günleri bizzat yaşayan, cadde ortasında kurşunlanan gencecik fidanların ölümüne tanık olan.

Ve asılanların arkasında göz yaşı döken gencecik bir gazeteci idim..

Eskişehir’de yayınlanan “ÇALIŞANLAR” isimli bir gazetemiz vardı..

Evden gazeteye gitmek için sokağa çıktığımızda köşe başında asker çevirdi,nereye gittiğimizi,sordu..

Bizde gazeteye dedik.

Ve askeri cemse ile dönemin merkez komutanlığına götürüldük üç beş saat sonra asker gözetiminde elimize verilen izin belgesi ile gazetemize gitmiştik.

Ertesi günde Sıkıyönetim komutanı paşa bizi konuk etmişti tüm gazetecileri..

Sabah kahvaltısında ağırladı bizleri önce yedirdi içirdi ardından göz dağı vermişti..

O günlerden bugünlere geliverdik bir çırpıda..

***

Eşinin öldüğünde çok şaşalı bir uğurlama gören Kenan Evren, kim bilir kendi öldüğünde nasıl gönderileceğinin haylini kuruyordu o günlerde..

Top arabasına konan tabutu..Ardından göz yaşı döken milyonlarca insanın haykırışını.

Belki geçirdi belki geçirmedi ama sanırım bu kadar uzun yaşayacağını, bir tek “makamın” taziye mesajı yayınlamayacağını, arkasından rahmet dilemeye kalkanlara, daha o anda cinayetlerin, idamların, işkencelerin, baskıların, söndürülen hayatların, geleceği karartılmış çocukların anımsatılacağını sanırım aklının ucundan bile geçirmemişti.

Geçirmesi de mümkün değildi.

O günün kralı Kenan Evren’di.

Sorgusuz sualsiz asılan gencecik, çocuklar.

16 yaşında kemik yaşı büyütülüp darağacına yollanan ana kuzularının bugünlerde yeniden anımsanacağını aklına getirir miydi acaba?.

Türk halkı balık hafızalıdır asılanı da..

Vurulanı da,katledileni de unutur diye mi hesap yaptı acaba?..

Ölürse bayrakların yarıya indirileceğini, cenazesinin konulduğu top arabasındaki tabutuna dokunmak isteyen “vatandaşlarının” gözyaşlarını düşündü durdu ve öyle yaşadı.

Kimi diktatörlerin sonlarının nasıl olduğu aklına bile gelmemiştir sanırım.

Diktatör geldi..Diktatör yaşadı.

Yalnız öldü Kenan Evren..

İnsanlar cenazesine gitmeye korktu.

Seçimler öncesi siyasiler boy gösteremedi cenazesinde ..

Ve bir diktatör daha veda etti yaşama.

Ne diyelim..

Hakkındaki en iyi kararı öte dünya’da Allah verecek..

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun..

 

 

 

HOPDEDİK

ADALET..

Allah’ın hak ve adaletine

karışmak olmaz.

Ölüm haktır geldiğinde gidilir

Ve

Sonuçta Allah katında hesap verilir.

Gidenlerin günahları afola,

Ne diyelim..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 456