Keklik..

Daha önce yine bu köşede bu çok bilinen öyküye yer vermiştim.

Şimdi yine sırası geldi..

Çünkü dünya durdukça yaşayacak ve örnek olacak bir öykü bu

Ülkemizi içten bölmek ve parçalamak isteyen hain¬lerin var olduğu sürece bizim terör belasından kur¬tulmamız mümkün değildir.

Çözüm yolları aramak,terörü sonlandırmak çok iyi bir şey..

Gel gelelim verdikçe istiyor olmaları Türk ulusunu son derece rahatsız ediyor.

Masaya oturanlar madde madde isteklerini sırladıktan hemen sonra yenilerini istiyorlar.

Terör bitti analar ağlamıyor deniliyor, diğer yandan bu ülkenin gencecik çocukları yok yere ölmeye devam ediyor.

Kim diyor analar ağlamıyor diye..

Hak ve hukuk arayan gençlerimizi kim öldürüyor acaba?..

Jurnalcilerin..Çıkarcıların.

Yalakaların toplumu olduk..

Keklik misali birbirini satan satana.

Allah sonumuzu hayır eyler inşallah..

Hep birlikte kenetlenmekten ve güçlenmekten başka çaremiz yoktur.

Ne Amerika.. Nede Avrupa Birliği..

Türkün en büyük dostu yine Türk’tür..

Bunu iyi kavramak gerek. Hadi gelinde hep birlikte Keklik hikâyemizi okuyalım.

Ve de bir kez daha düşünelim..

*             * * *

"Kasabanın hayvan pazarı.

Oldukça kalabalık. Kimi koyun, kimi kuş, kimi deve satıyor.

Birinin sesi daha çok çıkıyor:

"Bu keklik başka keklik!..."

Kafesin içinde güzel bir keklik.

Satıcı hakkında övgüler yağdırmaya çalışırken biri fiyatını sormuş...

"500 YTL"

Çevredekiler şaşırmış; "Nesi var ki, bu kadar para eder?" Satıcı özelliğini anlatmaya başlamış: "Bildiğiniz kekliklerden değil bu. Tam bir av kek¬liğidir. Kafesi herhangi bir yere koyun, hemen diliyle diğer keklikleri başına toplar, sizde istediğinizi rahatça vurursunuz..."

Bunu duyan biri atılmış: "Al şu parayı da ver..."

Kekliği satın aldıktan sonra da, hemen kafasını koparıp fırlatmış...

Olayı görenler donup kalmış!

Biri dayanamayıp sormuş:

"Kardeşim bu kadar parayı bunun için mi verdin?" "Hayır" demiş adam:

"Hemcinsini ele verene bu ceza az bile!"

*             * * *

Evet sevgili dostlar..

Ülkemizi satanların gün geçtikçe yoğunlaştığı.. Kendilerine ulusal basın süsü verip köşelerinde emperyalizmin uşaklığını yapan..Patron ne derse onu yazan..

Yada patronun hedefi doğrultusunda Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliğine hizmet eden kalemşorlara ne demeli?..

Ne demeli salt holdinglerinin bünyesinde bulundur¬dukları yayın organları ile servetlerine

emperyal¬izmden çok büyük kaynaklar yaratarak bire bin katan uşaklara..

Aynen yukarıdaki keklik hikâyesinde olduğu gibi bu tiplerin kafasını birileri kopartmalı...

Kopartmalı ki.. Ülke selamete ersin.

Kopartmalı ki terör belasına hizmet edenler ceza¬landırılsın.

Daha henüz bıyıkları terlememiş aslanlarımızın yok edilmesine çanak tutanlardan keklik gibi hesap sorulsun..

Kişiliği zayıf olan insanın da böyle kekliklerden farkı yoktur.

Hiç günahsız arkadaşları için hem de hiç gereği olmayan yerlerde neler söyleyenleri vardır. Bundan onur da duyarlar... "Güçlü olduklarını sanırlar!"

Oysa yukarıdaki keklik gibi kullanıldıklarının farkın¬da bile olamazlar...

Zaten günü gelince,

"Kendilerinin de kullanılma tarihi biter!"

Yılan biri arkadaşına sormuş: "Yahu biz gerçekten zehirli miyiz?"

"Valla bilmiyorum" demiş diğeri:

"Ben dilimi ısırmıştım..."

 Görüyorsunuz,

"Bazen yılanlar bile dürüst olabiliyor!..."

Bu ülkeyi dürüstler ve namuslular düze çıkarmıştır.

Bu gün şehitlik mertebesine ererek dün¬lerde Kurtuluş savaşı veren atalarımızla, henüz bıyıkları terlememiş yiğitlerimiz var ya..

İşte onlardan bu ülkede 70 milyon var..

Azınlıktaki Keklikler ile yılanlar yarınlarda yok ola¬caktır..

Bu böyle biline..

Haydi kalın sağlıcakla..

Her şey yüreğinize göre olsun..

 

 

 

 

HOPDEDİK

KEKLİK..

Ne günlere kaldık Rabbim.

Birbirini satanların,

Çıkar için

On takla atanların,

Olayları görüp te

Kulaklarının üzerine

Yatanların dünyasındayız.

Allah sonumuzu

Hayır eder inşallah..

 

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2084