İYİ GÜNLER..

Berbat günlerden geçiyoruz.

Allah ülkemizi daha beterlerinden korur inşallah..

Gidişat pek iç açıcı gözükmüyor..

 Haydi gelin bir kaç güzel fıkra ile yoğun günlerin stresini birlikte  atalım.

******

"Psikiyatra giden kadın yalvarmış:

“Kocamı kurtarın doktor bey..”

- Nesi var?

“Kendini at zannediyor..”

- At mı, nasıl oluyor?

“Eline ayağına nal taktırdı. Sabahları arpa, akşamları yulaf yiyor ve beni gördüğü zaman da kişniyor!..”

Doktor, bir an düşünmüş ve “Hanımefendi, esefle söylemek zorundayım ki, bu işin tedavisi çok zor” demiş ve eklemiş:

“Size de çok pahalıya mal olur..” “Paraya aldırmıyorum” diye atılmış kadın: “Nasıl olsa üç yarış kazandı!..”

******

"Bir gazeteci, ülkenin en zenginlerinden, 65 yaşlarında bir işadamıyla röportaj yapmaktadır. Sorar :

- Efendim, bize bugünlere nasıl geldiğinizi, bu serveti nasıl oluşturduğunuzu anlatır mısınız?

- Zevkle... 1920´lerin sonuydu. 1. Dünya Savaşı´nın etkileri yeni yeni siliniyordu, benimse cebimde birkaç sentten başka bir şey yoktu. Cebimdeki 5 sentimle, bir elma aldım.

Akşama kadar onu parlatıp, 10 sente sattım. O gece sabahı zor ettim. Ertesi sabah, 10 sentimle 2 elma aldım ve onları da sattım. Böyle çalışarak, bir ay sonunda, 10 dolardan fazla para kazanmış oldum. 

Ertesi ayın başında, karımın halası öldü ve bize 20 milyon dolar miras bıraktı...

******

"Kayseri´de yol çalışması yapılıyormuş. Köylüler eşeğin birini salıp geçtiği yerden yolu geçiriyorlarmış. O sırada oradan geçmekte olan Amerikalı bir mühendis görmüş bunları.

Merak etmiş; gitmiş yanlarına.

-Merhaba ne yapıyorsunuz böyle? demiş.

Köylü;

-Yol yapıyoruz diye cevap vermiş.

-"E bu eşek ne" diye devam etmiş mühendis.

Köylü genel prosedürü şöyle bir anlatmış. "Eşeği salıyoruz yola nereden geçerse yolu oraya yapıyoruz."

Bizim Amerikalı mühendis yerlere yatmış gülmekten, öyle şey mi olur diye.

Alaycı bir tonla:

- "Eee demiş, eşek bulamayınca ne yapıyorsunuz?"

Köylü:

- "O zaman Amerika´dan mühendis getirtiyoruz."

******

"Çiftçilik yapan Temel ile Fadime yeni evlenmişler. Tabi gündüzleri Temel tarlada çalışıyormuş. Evleri bir tepenin üstünde çalıştığı tarla da tepeden aşağıda düzlükteymiş. Tarlada çalışırken Temel´in canı Fadime´yi çekiyor ve eve koşmaya başlıyor. Ama eve girene kadar derman kalmadığından çok zorluk çekiyormuş.

Bir gün şehre kasabaya inmiş. Tanıdık bir doktor bunu görünce;

- ´´Hayrola Bu ne surat´´ diye sormuş.

Temel de durumu olduğu gibi doktora aktarmış.

Doktorda; - ´´Bunda üzülecek ne var. Niye sen kendini yoruyorsun. Av silahını tarlaya giderken yanına al. Fadime´yi canın çekince 1 el ateş et. Fadime senin yanına gelsin. Sende işini rahat görür mutlu olursun´´ diye nasihat etmiş.

Bu uygulama Temel´in çok hoşuna gitmiş. Başlamış bu taktiği uygulamaya. İşler çok iyi. Aradan bir zaman sonra Temel yine şehre alışverişe iniyor. Aynı doktor bunu görünce soruyor;

- ´´Nasıl taktik işe yaradı mı?´´.

Temel; - ´´Sorma doktor, baştan çok iyi idi. Fakat av mevsimi başladığından bu yana ara ki Fadime´yi bulasın´´

******

"Orta yaşlı yakışıklı, barda yalnız başına oturan fevkalade seksi sarışının yanına oturmuş. Laf lafı, laf kapıyı açmış tahmin edersiniz. Hangi kapıyı...

Yatak odasının kapısını tabii. Soyunmuşlar.. Bembeyaz çarşafların üzerine uzanırlarken seksi sarışın sormuş:

"Siz dişçisiniz galiba.." "Evet" demiş adam, biraz şaşkın.. "Nerden anladınız?.." "Yatağa girmeden önce ellerinizi ne kadar dikkatle, ne kadar titiz sabunladınız, ona dikkat ettim de.."

Yarım saat sonra, seksi sarışın bir daha mırıldanmış: "Siz sadece dişçi değil, çok büyük, çok usta bir dişçi olmalısınız!.." Adam hafiften kasılmış. Yatağın başucundaki sigara paketine uzanırken mağrur mağrur sormuş:

"Peki bunu nerden anladınız?.." "Hiçbir şey hissetmedim de.."

******

"Yeni uzman olmuştu. Kasabada muayenehane açtı.

Birkaç gün sonra biri geldi, onu doğuma çağırdı. Ertesi gün eve dönen doktoru, karısı merakla karşıladı:

- "Nasıl oldu"

- "Ah sorma, iyi değil. Çocuk ters geliyordu. Forsepsle almak zorunda kaldım.

Fakat bir türlü çıkmadı, parçalandı. Bir saat sonra da annesi öldü."

 - "Vah vah, zavallı baba kim bilir ne kadar perişandır?"

- "O da öldü."

- "Anlayamadım... Nasıl o da öldü?"

- "Forsepse dayanmış, bütün gücümle çekiyordum. Çocuğun bacağı kopunca bütün ağırlığımla arkaya düştüm. Adamcağız arkada duruyormuş.

Başı duvara çarptı, beyin kanamasından öldü."

Bir hafta sonra doktoru yine doğuma çağırdılar. Geç saatte yorgun argın dönünce, karısı:

 - "Doğum nasıl oldu?" diye sordu. Doktor:

- "Gelişme var karıcığım. Bugün babayı kurtardım."

******

Haydi kalın sağlıcakla..

Her şey yüreğinize göre olsun..

 

 

 

 

 

 

HOPDEDİK

VAYBEEE..

Ülkede kritik günler

Yaşıyoruz.

Beterinden Allah korusun,

Kardeşi,kardeşe vurdurmasın..

Yoksa gidişat

Berbat olacak gibi..

 

 

 

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2143