Hayat sofrası


“Filozof öğrencisine yeni bir ders vermek için yanına çağırır. Öğrencisi merakla yanına gelir.

Ortada hazırlanmış bir masa ve çok uzun saplı kaşıklar vardır.

Merakla sorar ama cevap alamaz.

Filozof ilk grubun yemeğe gelmesi için işaret verir.

10 kişilik grup içeri girer ve hemen masada yerlerini alırlar.

Çok aç oldukları için mi, yoksa bedava buldukları yiyecekten daha fazla yemek için mi bilinmez; saldırırcasına yemeye başlarlar!

Ancak yemeklerin çoğu yere ve masaya dökülür.

Ortada yenecek yemek kalmamıştır ama kimsede doymamıştır.

Onlar gider.

Tekrar bir masa hazırlanır ve yine çok uzun saplı kaşıklar konur masaya.

Diğer grup çağırılır.

Gelen ikinci grup, sakin bir şekilde masaya oturur, herkes kaşığıyla aldığı yemeği karşısındakine uzatır.

Yemek bittiğinde ise herkes doymuş ve etraf tertemizdir.

Filozof öğrencisine döner ve der ki;

Yaşamı Boyunca Kendinden Başkasını Düşünmeyenler, Hayat Sofrasından Aç Kalkmaya Mahkûmdur !”

*******

Ne güzel bir hikaye değil mi?.

Hayat sofrasındaki nimetleri aç gözlülükle silip süpürmenin yanı sıra bize paylaşmanın güzelliklerini

Anlatıyor.

Kaşığın sapı ne kadar uzun olursa olsun fark etmiyor.

Önemli olan kaşığın sapını birbirinin gözüne sokmadan aynı tabaktaki yemekleri karşılıklı paylaşmak değil mi?.

Hayat sofrası öyle bir şey.

Bulduğunda hamutu ile götürmek değil bütün mesele.

Paylaşabilmek.

Tok karnına nutuk atmak gibi bir şey.

Birçok politikacının bugün yaptığı şey tok karnına nutuk atmaktır.

Nutuk atmakla birlikte Hayat sofrasının tüm nimetlerinden yararlanan politikacılar.

Kendilerine oy verenleri sürekli küçük görerek üç kuruş maaşlarına zam yaparken.

İş kendilerine geldiğinde binlerce lirayı paylaşmanın keyfini yaşıyorlar.

Yani; hayat sofrasının tüm nimetlerinden yararlanmayı marifet sananlar ülke halkının hayat sofrasındaki payını her geçen küçültmekle meşguldürler.

Hele hele bir başbakan düşünün pişkin ve halkına üstten bakan.

Bakmakla kalmayıp kendisine hakkını demokratik yollarla isteyen kişileri milyonların gözü önünde rezil eden.

Yerin dibine sokan.

“Oyun senin olsun” diyecek kadar kendine güvenen bir adam.

Ne diyelim Allah akıl fikir ihsan eyleye.

Ve de ekleyelim “Mağrur olma Padişahım senden büyük Allah var”..

Yazımızı filozofun son cümlesi ile noktalayalım.

“Yaşamı Boyunca Kendinden Başkasını Düşünmeyenler, Hayat Sofrasından Aç Kalkmaya Mahkûmdur !”

Haydi,kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ