HAVADAN-SUDAN..

Sahi ya, Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarımız..

“Bezen gözyaşı oldu, bazen içli bir şarkı” değimli?..

Her anını eksiksiz, dün gibi hatırlar mıyız acaba,dudaklarımızda tuzu, içimizde durur mu  aşkı?..

Saçlarına taç yaptığımız çiçekler canlı mı hala..

Güzel gözlü ceylânların pınarı akar mı acep sahiden..

Kuşlar, ağaçlar, bin bir renkli çiçekler? Nasıl yakalamıştık sahi saçlarından baharı?”

ve devam edip gidiyor bu şarkı..

Çocuk yaşlarda iken tanımıştım bu şarkı sözlerinin yazarını..Güzel insandı rahmet eylesin Nihat Aşar büyüğümü..Kırk küsur yıl önce yazdığı şiir gönüllerde şarkı olarak okunuyor her gün..

Buradan kendisini rahmet ve saygıyla anıyorum..

“Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım” .

Geçip devam ede dursun bakalım..

--//--

Adam kırda gezerken, inek sağan bir köylüye rastlayıp sormuş:

“Hemşerim saat kaç acaba?”

Köylü ineğin memesini kaldırıp bakmış ve yanıt vermiş:

“Beşi çeyrek geçiyor”

Adam şaşkın..

Merak etmeye başlamış..

Biraz daha dolaşıp, başka bir köylüye sormuş:

“Hemşerim saat kaç?”

Köylü gene ineğin memesini kaldırıp yanıt vermiş:

“Altıya yirmi var”

Adam merakla sormuş:

“Kuzum söyleyin. İneğin Memesinden saati nasıl bu kadar net tahmin edebiliyorsunuz?”

“Ne tahmini beyim” demiş köylü:

“İneğin memesini kaldırdım mı, karşıdan kasabanın saati görünüyor”

--//--

Evin büyükleri çocuğun büyüyünce ne olacağını anlamak istemişler.

Masanın üstüne  bir Kuran.. Bir şişe şarap.. Bir  miktar para.. Bir top.. Bir plak  ve  birkaç kitap  koymuşlar..

Çocuk  Kuran’a alırsa ileride  din adamı olacak..

Şarabı alırsa sarhoş, Cüzdanı alırsa tüccar, topu alırsa futbolcu, kitabı alırsa yazar olacak demekmiş.

Biraz  sonra  çocuğu  getirmişler..

Çocuk masanın üstündekilere  şöyle  bir baktıktan sonra bir koşuda hepsini birden  kucaklamış..

Durumu izleyen ailenin büyük dedesi ”Tamam” demiş:

“Bizim yavru  büyüyünce politikacı olacak..”

--//--

Kadın aynı hastanede  on ikinci çocuğunu doğuracakmış.

Tanıdık doktorlar toplanmış..

Hastabakıcılar seferber olmuş..

Doğum yapacak kadın kendini evinde gibi hissetmeye başlamış..

Gel gelelim doğumdan sonra kadının ameliyat yerinin dikilmesi gerekiyormuş..

Bu konuda, herkes bir şey söylerken, baştabip şaka olsun diye şöyle demiş:

“Ayşe hanım o kadar çok çocuk doğurdunuz ki. Dikişlerinizde kullanılmak üzere katkut ipliği yerine altın iplik kullanmayı hak ettiniz”

Ayşe hanım yattığı yerden bitkin biçimde yanıt vermiş:

“Hayır doktor. Altın telden vazgeçin. Dikenli tel kullanmanız hakkımda daha hayırlı olacaktır”

--//--

Havadan..Sudan..Dünden bugünden karıştırdık yazımızı.

Keyif almışsınızdır inşallah.

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun..

 

 

 

HOPDEDİK

YAŞAM..

Dünler geçmişte,

Bugünler hayale erdi..

Her geçen gün

Hayattan yiyip gidiyoruz.

Çok şükür elimiz ayağımız

Tutuyor.

Yazabildiğimizce, yazıyoruz.

Sizin anlayacağınız

Yaşıyoruz dostlar yaşıyoruz..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2201