GEYİK MUHABBETİ..


Hani hep yazıyorum ya su gibi akıp gidiyor zaman diye.

Vallada öyle bakın  Mayıs ayıda bitti..

Haziran ayına merhaba dedik,2013 yılının ortalarındayız artık..

Dün gibi değil mi?..

Bir bakmışsın ömürde tükenip gitmiş aynen günlerin, haftaları.

Haftaların ayları kovaladığı gibi.

Bir çok sevdiğimiz de bu kovalamaca içinde yok olup gitmediler mi?.

Bugün bir kaç hisseden kıssa ile yüreğimiz rahatlasın ne dersiniz?..

Nasıl olsa zaman denilen mefhum akıp gidiyor elimizin altından.

Hem de su gibi..

********

"Adam berberin önüne oturmuş, tıraş olacak. Sormuş:

"Berber" demiş, "Benim saçım siyah mı, beyaz mı?"

Berber şöyle bir bakmış, "Biraz sabret" demiş, "Şimdi kesip önüne düştüğü de ne olduğunu görürsün..."

Hadi biz böyle bir gün de olsa kuralı bozmayalım, kıssalarımıza bakalım...

******

"İmam Temel Almanya´ da dış görevde bulunuyormuş. Pontuslu papaz Yorgo ile gurbet elde sıkı bir dostluk kurmuş.

Birbirinden hiç gizli-saklı şeyleri yokmuş. Bir gün Yorgo bizimkine sormuş:

"Sen hiç dinine aykırı bir şey yaptın mı? Temel ıkınmış sıkınmış, sonunda itiraf etmiş:

"Valla, bir keresinde domuz etu yemuş idum." Bu kez Temel sormuş:

"Şimdu da sen söyle bakalım. Sen ne haltlar yemuş idun?"

Yorgo da biraz sıkıntılı anlardan sonra açıklamış:

"Bizim bakir olmamız gerekiyor. Ama bir kez bir kadınla yattım." 

Temel bu yanıtı alınca arkadaşının kulağına eğilmiş:

"Erkekçe söyle şimdi... Domuzdan daha lezzetliydu değil mu?.."

******

"Papaz vaaz verirken gürlüyor:

"Sizi bu kahrolasıca sigaraya karşı uyarıyorum.

Peşinden içki bardağına sarılır, sonra da kızlarla yatağa girme günahına saplanırsınız..,"

Dinleyicilerden bir genç adam atılmış:

"Bu sigaranın markası nedir?"

******

"Çocuklar sokakta oturmuşlar, ellerinde bir top, bağıra çağıra konuşuyorlarmış. Yoldan geçen bir politikacı sormuş:

"Ne var, ne oluyor, neden bağırıyorsunuz?"

"Amca, bir top bulduk, kim en büyük yalanı söylerse top onun olacak."

Politikacı kızmış:  "Utanıyor musunuz, ben sizin yaşınızdayken yalan söylemeyi düşünmezdim bile"

Çocuklar: "Yaşa amca, sen kazandın, top senin..."

******

"Kırk yaşlarına geldiği halde hala evlenmemiş olan Bektaşi’ye sorarlar:

“Baba efendi, hamdolsun sıhhatin, halin vaktin yerinde. İhtiyar da değilsin. Böyle bekar kalmanın sebebi nedir?”

“Azizim, şöyle etrafıma bakıyorum da, ne kocası olmayı isteyeceğim bir kadın, ne de babası olmayı isteyeceğim bir çocuk göremiyorum...”

***

"Arkadaşları bir gün Bektaşi’yi bir konudaki konferansı dinlemeye götürmüşler. Konferansı verecek zat kürsüye gelip söze başlamış:

“Efendiler, bugün size bahsedeceğim konu, yirmi iki kısımdan oluşuyor” dediğinde, Bektaşi oturduğu yerden kalkıp kapıya doğru yürümüş. Arkadaşları:

“Yahu nereye gidiyorsun?” dediklerinde, Bektaşi:

“Gidip geceliğimi getireceğim. Çünkü sabahı burada yapacağımız anlaşılıyor...”

***

"Pejmürde halde yaşayan Bektaşi’nin üstü başı ve sarığı kir içindeymiş. Bir gün çevresindekiler Bektaşi’ye sormuşlar:

“Baba sen neden sarığını yıkamıyorsun?”

Bektaşi, “Yine kirlenecek” diye cevap vermiş.

“Yine yıkarsın.”

“Yine kirlenecek.”

“Baba sen de yine yıkarsın” dediklerinde Bektaşi dayanamamış:

“İyi de arkadaşlar, ben bu dünyaya sarık yıkamaya gelmedim ki...”

*******

Haydi Kalın sağlıcakla..

Her şey yüreğinize göre olsun..

 

 

HOPDEDİK

ZAMAN..

Zaman her şeyin

aynasıdır...

Günler gelip

geçer..

Bazen deler,

Bazense

mutlu eder..

Önemli olan

zaman aynasını

iyi değerlendirmektir.

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1226