GERÇEK…

Bazı gerçekleri sumen altı etmemiz..Üstüne sünger çekmemiz mümkün mü?..

Bence asla mümkün değil..

Bu anlamda güzel fıkralar..

Güzelden yana kıssa-dan hisseler var..

Gerçekleri unutmamak adına HER Cumartesi fıkra günümüz ya..

İşte o gün yine geldi çattı..

Hem gülelim..Hem düşünelim..Hem de bazı gerçekleri görelim istedim.

Hiçbir fıkranın sonuna yorum yapmayacağım..

Yorumunu size bırakıyorum..Kafanıza göre yorumlayın gitsin..

--//--

Adam yolda giderken düşmüş.

Arkadan gelen yardımına koşup kaldırmış.

Düşen adam teşekkür etmiş kendisine:

“Sizin bu iyiliğinize nasıl karşılık verebilirim?”

Meğer adam politikacıymış.

Demiş ki:

“İlk seçimde oyunuzu bizim partiye verirseniz ödeşmiş oluruz.”

Düşen adam birden bozulmuş:

“Beyefendi yanılıyorsunuz” demiş:

“Ben düşünce yere kıçımı vurdum, başımı değil.”

--//--

Uzun bir iş gezisine çıkacak olan baba adayı, yakınlarına sıkı sıkıya tembih etmiş:

“Oğlum olursa bisiklet geldi deyin. Ben anlarım.”

Bir süre sonra gerçekten beklediği telgraf gelmiş.

Şifre tamammış. Ama kısa bir eksiklik varmış:

“Gözün aydın bisiklet geldi. Ama pompası yok”

--//--

Vaktin birinde, her gün öğle uykusuna yatan bir paşa varmış.

Paşanın uykusu öyle hafifmiş ki, çıt çıksa uyanırmış.

Onun için de öğle saatinde önlemler alınır çevrede, gürültü çıkaranlar cezalandırılırmış.

Günlerden bir gün, paşa uykuya yatar yatmaz kulağına   gelen sesle uyanıp bağırmış
“Kim bu haddini bilmez. Tez yakalayıp bana getirin.”

Gürültü yapanı yakalayıp getirmişler ki,

“Ceviz satan bir gariban adam”

Paşa sormuş:

“Be adam neden bağırıyorsun. Benim uyuduğumu bilmiyor musun?”

“Bilmiyordum paşam” demiş gariban:

“Ben ceviz satıyorum. Ceviz alan yok mu diye bağırmak zorundayım”

Paşa emretmiş adamlarına:

“Bu adama yüz sopa vurun. Cevizleri de gerisine doldurun”

 Adam yüz sopayı gıkı  çıkmadan yemiş...

Sıra cevizlere gelince başlamış gülmeye

Paşanın adamları sormuşlar:

“Sen deli misin be yahu. Yüz sopayı yedin sesin çıkmadı. Sıra cevizlere gelince gülüyorsun”

“Arkadaşım geldi aklıma” demiş cevizci,

“Ayva satarak geliyordu da”

--//--

Yolda Bektaşi Babaya bir dilenci yanaşıp elini açmış:

“Allah rızası için bir sadaka” .

Bektaşi sormuş:

“Buradan kelli felli birçok adam geçiyor. Bula bula beni mi buldun?”

  “Evet” demiş dilenci:

“Para ile imanın kimde olduğu belli olmaz.”

“Söyle bakalım” diye konuşmuş Bektaşi:

“Bende iman mı var, para mı?”

Dilenci biraz durakladıktan sonra yanıt vermiş:

“Bey amca sizde olsa olsa para var.”

Bektaşi gülerek şöyle demiş:

“Aman ne güzel. Bende iman olmadığını sen, para olmadığını da ben biliyorum”

---//--

Adamın arabasının lastiği tam akıl hastanesinin önünde patlamış.

Hava yağmurlu mu yağmurlu.

Arabayı kenara çeken adam, krikoyu, stepneyi çıkarmış. Söktüğü dört adet bijonu yanına koymuş.

Stepneyi yuvasına koyan adam bakmış ki, söktüğü dört bijon yuvarlanıp sel sularına gitmiş.

Sağına soluna bakan adam, çaresizlikten olduğu yere çöküp düşünmeye başlamış

Olayı başından beri akıl hastanesinin penceresinden izleyen bir deli seslenmiş:

“Hey arkadaş sen orada ne yapıyorsun?”

“Sorma birader” demiş adam,

“Teker patladı. Söktüğüm bijonlar suya gitti. ”

“Düşündüğün şeye bak” diye konuşan deli, şöyle akıl vermiş:

“Diğer lastiklerden birer tane bijon çıkart. Hepsi üçer bijonlu olur. Ve seni bir lastikçiye kadar idare eder.”

Adam denileni yaptıktan sonra sormuş:

“Hemşerim tımarhanede senin ne işin var?”

Deli bir kahkaha atarak yanıt vermiş:

“Biz burada delilikten yatıyoruz arkadaş, salaklıktan değil. ”

--//--

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun.

 

 

HOPDEDİK

GERÇEK..

Hiçbir gerçek

Sumen altı edilemez.

Er ya da geç

Çıkar ortaya..

Tarih bunun en güzel

Örneğidir..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 586