GELENEK...

Bozmayalım geleneğimizi, bugünde günlerden cumartesi.

Her hafta sonu olduğu gibi bir kaç fıkra ile geçiştirelim günümüzü.

Güzelden,mutluluktan ve sağlıktan yana...

Ülke kan ağlarken gülmekte neyin nesi diyenleriz olacak muhakkak ama stresimizi atmak için küçük yollu fıkralarla rahatlayalım istedim.

********

"Küçük Temel´in komşularının bir bebeği dünyaya gelmiş... Ama ne talihsizlik ki minik bebeğin kulakları yokmuş... Bebeği ailece ziyarete giderlerken bu üzücü durumu patavatsız oğlu küçük Temel´e anlatan babası "Sakın ama sakın bebeğin bu kusurundan bahsetmeyeceksin...!" diye tembih etmiş..."Bırak bahsetmeyi, ağzından ´Kulak´ kelimesi çıkarsa seni mahvederim...!"

Bebeğin yanına çıkmışlar, Temel bebeğe yaklaşmış, " Ne güzel bir bebek..." demiş

"Ciddi misin?..." demiş bebeğin annesi , "Teşekkür ederim Temel..."

"Minik ayakları, minicik elleri, ne de güzel gözleri var... Görebiliyorlar mı bari?..."

"Evet..." demiş bebeğin annesi, "Doktor gözlerinin sağlam olduğunu söyledi..."

"Bu harika...!" demiş Temel, "Eğer gözlük takmak zorunda olsaydı ayvayı yemişti...!"

********

"Tel-Aviv de oturan Jacob, New York´a göçmüş oğlu Samuel´i telefonla arar :

"Gününü mahvedeceğim için üzgünüm ama annenle ben  boşanıyoruz, 45 yıllık eziyet yeter!" der.

Oğlu: "Baba nasıl böyle bir şey söyleyebilirsin, hem de tam bayram öncesinde?"

Baba: "Artık birbirimize tahammül edemiyoruz, yetti bu hikaye, bana yardımcı ol... Şikago´daki kız kardeşini ara, ona da bu haberi ver" der ve telefonu hemen kapatır.

Ümitsiz çocuk kızkardeşini arar, kız da köpürür: "Nasıl bu yaşta boşanırlar...ben bu işi hallederim!"  der...                             

Kız doğrudan babasını arar:

"Boşanıyormusunuz? Kardeşim ve ben gelene kadar hiçbir şey yapmıyorsunuz, anladın mı HİÇBİRŞEY, bizi bekleyin!" der....

Jacob telefonu kapatır ve karısına döner:

"Harika Rebeka, ikisi de bayramı bizimle geçirecekler, hem de uçak biletlerini kendileri ödeyerek geliyorlar!"

********

"Sohbet sırasında Bektaşi’ye sormuşlar:

-Baba Erenler niçin oruç tutmazsın?

Bektaşi’de mazeret hazırdır:

-Vallahi tutmak isterim ama halim mecalim yok.

Bektaşi’yi zorda bırakmak için bir soru daha sorarlar:

-İftara çağırsalar gider misin?

-Doğrusu ne yapar eder giderim.

Bektaşi’nin bu cevabına itirazlarını bildirirler:

-Bu nasıl olur? Allah’ın emrini dinlemiyorsun da kulların davetini kaçırmıyorsun!

Bektaşi’nin cevabı hazırdır:

-Bunda şaşılacak ne var? Bilirsiniz ki Cenabı Hak merhametlilerin merhametlisidir ve affedicidir. Fakat insanlar böyle midir ?

Onlar, en küçük bir sebepten güceniverirler. Bunun için kulların davetlerini kaçırmamak gerekir."

********

"Adamın biri, sohbetlerinde gündelik yaşamdaki olumsuzluklardan örnekler vererek:

-Böyle giderse kıyamet kopacak, dünyanın altı üstüne gelecek.......diyerek hiç durmadan çevresindeki insanları karamsarlığa itiyormuş. Bu konuşmalardan birisini duyan Bektaşi dayanamayıp cevap vermiş:

-Gelsin imanım demiş, şu dünyanın haline bak, belki altı üstünden iyidir."

********

"Sofunun birisi Bektaşi’yi denemek ister.

-Baba Erenler, sizler için kerametli diyorlar. İsterse Ağacı bile ayağının yanına getirir diyorlar. Bize de gösterinde bizde görelim, der.

Baba Erenler, kendisi ile alay edilmek istendiğini fark ederek, Sofuya bir ders vermek gerektiği düşünür ve ağacı çağırmaya karar verir:

-Ağaç gel der, fakat ağaçta hareket yok.

-Ağaç gel der, fakat yine gelmez.

-Ağaç gel der, üçüncü çağırışında da ağaçta hareket yoktur. Bunun üzerine, Bektaşi ağacın yanına gider ve derki:

-Eğer ağaç bize gelmezse biz ağaca gideriz."

********

Haydi kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun...

 

 

 

 

HOPDEDİK

İYİ OLUR...

Stres ve bunalım had safhada

Yaşarken soluk almak bile zor

Allah sonumuzu hayır eder

İnşallah

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 325