DOKTOR RASİM KANAR..

Yıllar önce Doktor Rasim Kanar ile dostluğumuz Manavgat Devlet Hastanesi başhekimliği döneminde başladı.

Salt onunla kalmadı Doktor Rasim Kanar Çocuk uzmanı olduğu için Kızım ve oğlumun küçüklüklerinde hem doktorluğunu hem de amcalık görevini üstlendi.

Daha sonra İstanbul’a göç eyledi güzel dost Rasim Kanar..

Hali hazırda İstanbul’da büyük bir özel hastanenin başhekimi..

Beni sık sık telefonla arayarak hal hatır sorar.

Manavgat ile ilgili gelişmelerden bilgi sahibi olur.

Manavgat sevdalılığı yüreğine işlemiş bir insandır Doktor Rasim Kanar..

Ayrıca benim köşe yazılarımla gazetemizin internet sayfalarının da sıkı bir takipçisidir.

Geçtiğimiz günlerde yine aradı hal hatır sorduk.

Manavgat’la ilgili gidişatı paylaştık aramızda..

O arada bana dedi ki;

“Dostum yazılarını çok yakından takip ediyorum.Bir çok fıkrayı ezberledim..Bazen tekrarını yapıyorsun” dedi.

Yani ufak yollu eleştiri yaptı dostça..

Bugün Cumartesi ya sevgili dostlar..

Bende yeni fıkralar buldum..

Sevgili dost..Yüreği güzel adam Doktor Rasim Kanar’a hepsi..

--//--

Hastanenin başhekimi girdiği koğuştaki akıl hastası ile konuşmaya başlamış: 
“Senin bir kulağını kesersem ne olur?”
“Canım çok yanar efendim.”
“Ya iki kulağını kesersem?”
“O zaman etrafı  göremem..”
“Hayret” demiş başhekim:
“Kulağın görmeyle ne alakası var?”
“Alakası olmaz mı” yanıtını vermiş hasta:
“O zaman gözlüğümü takamam ki?”
 Her neyse..
Devam edelim..
Başhekim  girdiği başka koğuşta bakar ki:
“Aklı hastaları zıp zıp zıplıyor”
Hastabakıcıya sormuş:
“Bunlar ne yapıyor böyle?”
Hastabakıcı yanıt vermiş:
“Onlar kendilerini patlamış mısır sanıyorlar”
Başhekim bir kenarda kımıldamadan oturan hastaya sormuş:
“Sen neden zıplamıyorsun?”
Hasta yanıt vermiş:
“Ben tavana yapıştım efendim”
--//--

Doktor akıl hastanesindeki hastalardan birini sorguluyormuş:
“Siz oldukça sakin görünüyorsunuz. Acaba sizi buraya neden getirdiler?”
Hasta biraz düşündükten sonra yanıt vermiş:
“Çok basit… Ben herkesin deli olduğunu söylüyordum.. Herkes bana deli diyordu.”
Sonra devam etmiş:
“Peki sonra ne oldu?”
“Ne olacak” demiş adam:
“Çoğunluğun söylediği kabul edildi.”
 
---//--

Bektaşi’nin biri fırıncıdan bir ekmek almış.
Fakat fırıncı paranın üstünü vermemiş.
Hatırlattığında ise:
“Verdik ya be adam” deyip kovmuş…
Bütün parasını fırıncıya kaptıran Bektaşi, biraz ötedeki bakkala uğrayıp peynir almış. Bakkal parayı isteyince de çıkışıp:
“Verdik ya” demiş…
Bakkal “almadım”, Bektaşi “verdim” diye bir süre çekişmişler.
Sonunda bakkal:
“Lanet olsun” deyip Bektaşi’nin yakasını bırakmış…
Bir kenara çekilip peynir-ekmekle karnını doyuran Bektaşi, iki elini açıp şöyle dua etmiş:
“Allah’ım… İşin iç yüzünü biliyorsun. Sen her şeye kadirsin. Fırıncıdan al bakkala ver…”
 
--//--

Dost yüreğine Manavgat’tan kucak dolusu selam ve sevgiler değerli dost Rasim Kanar..

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun..

 

 

HOPDEDİK
DOSTLUK..

Bizim dostluğumuz

Soy ismimiz gibidir.

Ölene dek sürer..

Aynen Rasim Kanar gibi.

Daha nice dostlar var.

Hepsine

Selam ve sevgiler..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 506