ÇEYREK KALA..


Dört gün kaldı seçim sandığına.

Şaka-maka derken dananın kuyruğu koptu kopacak.

Bugünden seçimlerle ilgili net bir şey söylemek mümkün değil.

Söyleyeceğimiz tek şey herkes sandığa demekten öte söyleyecek söz kalmadı gayrı..

Öyleyse birkaç fıkra ile bağlayalım yazımızı bugün ne dersiniz?..

*****

Askerce yanıt

İçkiyi yasaklayan komutan, kantinin duvarına kocaman yazdırmış:

“Alkol öldürür”

Ertesi gün bakmış.

Aynı yazının altına bir başka yazı

“Askerler ölmez.”

*****

Okulda ki görevine yeni başlayan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni, ilk dersinde öğrencileri ile tanışmak isteyerek, ön sıradaki çocuğa sorar:

“Senin adı ne bakayım?”

“Fatih öğretmenim.”

“O zaman sen bize fatiha suresini oku”

Yandaki kız öğrenciye sorar:

“Senin adın ne bakayım”

“Kevser öğretmeninim”

“Sen de  bize  Kevser suresini oku”

Öğretmen sorup çocuklar okurken, arka sıralardan bir öğrenci karnını tutarak kıvranmaya başlar.

Öğretmen sorar:

“Hayırdır oğlum neyin var. Hastamısın. Senin adın ne bakayım?”

“Hasta değilim” der çocuk,

“Adım Yasin’dir ama arkadaşlarım bana  Süphaneke  derler.”

*****

“Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş bakmış ki, biraz ileride buzağıyı bir kazığa bağlayan genç bir kadın inek sağıyor.

Kadına bir süre bakan şeytanın aklına

“Şeytanlığı” gelmiş.

Ve kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş.

Buzağının karnı aç ya, az ileride ki kadının sağdığı annesine koşmuş.

Koşmasıyla da kadının süt kovasını devirip sütü dökmüş.

Fena halde kızan kadın sopayı kaptığı gibi buzağını başına vurup, öldürmüş.

Bunu gören inekte bir tekmeyle kadını yere sermiş.

Gelininin durumunu seyreden kayın pederi tüfekle ineği vurmuş.

Silah sesini duyan gelinin kocası elinde tüfekle babasını görünce, hanımını babası vurdu sanarak, silahını çekip babasını vurmuş.

Sonunda gerçeği öğrenen gelinin kocası acıya dayanamayıp kafasına bir kurşun sıkıp intihar etmiş.”

Diyeceksiniz ki,

“Sonra?”

Sonrası yok.

Bu olayları sessizce izleyen şeytan söylenmiş:

“Bu felaketi şimdi bana yüklerler. Buzağının ipini biraz gevşetmekten başka ne yaptım ki, deyip kaybolmuş.”

*****

Çok eski yıllarda İngiltere’de bir gelenek varmış.

Sıradan bir vatandaş öldüğünde kilisenin çanı bir kez çalar ve ölüm herkese duyurulurmuş.

Bir asil öldüğünde, çan iki kez çalarmış.

Kralın bir yakını öldüğünde üç, Kral öldüğünde ise dört kez çalarmış.

Günün birinde herkesin hak aramak için başvurduğu mahkeme bir vatandaşı haksız yere mahkum etmiş.

Ve kilisenin çanı beş kez çalmış.

Vatandaşlar merak içinde papaza koşup sormuşlar:

“ Ey papaz efendi. Nedir bu? Kraldan daha önemli biri mi var ki? Ölünce çanı beş kez çaldın?”

“ Kraldan daha önemli bir şey var evet ” demiş papaz:

“ Adalet öldü… ”

*****

Mişon ile Salamon uzun bir iş ortaklığından sonra ayrılmaya karar vermişler.

Ve malları bölüşmeye başlamışlar.

Mişon başlamış:

“Nakit paralar benim senetler senin.”

Salamon yanıt vermiş:

“Öp beni Mişon.”

Mişon bölüştürdükçe, Salamon konuşuyormuş:

“İki Mercedes benim. İki Renault senin”

“Öp beni Mişon.”

“Telefon benim. Rehber senin.”

“Öp beni Mişon.”

“Alacaklar benim, borçlar senin.”

“Öp beni Mişon. ”

Bu taksimi dinleyenlerden biri Salamon’a sormuş:

“Yahu ne güzel. Adil bir bölüşüm oluyor. Ama anlamadım. Her taksimin sonunda neden ‘Öp beni’ diyorsun?”

“Şeyy” demiş Salamon:

“Ben şaapılırken öpülmekten çok hoşlanırım da. ”

******

Fıkra derken hepsi birer kıssa ile hisse oldu bence.

Ders çıkarana hayırlı olsun.

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun..

 

 

HOPDEDİK

HARİKA…

Yaşamak güzel

şey be dostlar,

Tüm zorluklara rağmen

Gerçekten güzel.

Öyleyse;

Yaşarken hayatımızı

Güzel yapmak

bizim elimizde.

Elbirliği ile

Sandığa

gitmek gerek

Bilinçle..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2544