Bir Öykümüz Var..


Bir adam köyünden çıkmış, kasabaya gidiyor...

Hava güzel...

Bir akarsuyu izleye izleye, türkü çağıra çağıra...

Birine rastlamış, o da kasabaya gidiyormuş...

Birden gökyüzünü kara bulutlar kaplamış, arkadan gök gümbürdemiş, yağmur kovadan boşanırcasına yağıyor...

İkinci adam tedbirli, yağmurluğu sırtında, birinci adam ıslanıyor...

İkinci adam torbasını açmış, bir yağmurluk çıkarıp vermiş:

"Al bunu giy, ıslanma..."

Diğeri, "Allah razı olsun" demiş...

Bir süre sonra yağmur kesilmiş, birinci adam yağmurluğu sahibine vermiş:

"Çok teşekkür ederim..."

Adam mağrur, gülümsemiş:

"Eğer benim yağmurluğum olmasaydı, sırılsıklam olurdun..."

Diğeri "Teşekkür ettim ya" demiş...

Biraz gitmişler yine aynı laf:

"Benim yağmurluğum olmasaydı, sırılsıklam olurdun..."

Biraz sonra adam lafını daha da sıklaştırmış:

"Benim yağmurluğum olmasaydı, donuna kadar ıslanırdın..."

Adam, o anda durmuş ve kendini akarsuya atmış..

Dalmış, çıkmış ve bağırmış:

"Ulan be yüzsüz" demiş:

"Bundan daha fazla ıslanamazdım ya!.."

*****

Seçimler son hızla devam ediyor.

Eli kulağında desek yeri var..

Daha önce de değindiğim gibi siyasi parti adaylarının peşinde bir sürü yalaka ve yağdanlık işbaşında.

Kimileri tek tek seçim bürolarını dolaşıp siyasi görüşleri ne olursa olsun fark etmiyor.

Her başkan adayına şemsiye tutuyor.

Nerede ise karşısında takla atacak.

El pençe divan “Oyum Senin Başkan” sözlerini tekrarlayıp duruyor.

Tek başkan adayına dese bu sözleri yüreğim yanmayacak.

Adamlar resmen oy tacirliğine soyunmuşlar.

Sandık günü yaklaştıkça bu gibi kişiler çoğalacak gibi.

45 yılı geride bıraktığım gazetecilik yaşamımda bu işe aklım ermedi gitti..

Nasıl beceriyorlar.

Nasıl her siyasiye ayrı şemsiye tutuyorlar pes doğrusu.

Her neyse 30 Mart’a tam 13 gün var.

Oy vereceğimiz günü saymazsak eğer 12 gün kaldı.

Dananın kuyruğu koptu kopacak.

Bugün her adayı ayrı idare eden yalaka ve yağdanlıklar 1 Nisan sabahından itibaren ismi önemli değil yeni seçilecek başkana şemsiye tutmaya devam edecekler kesin..

Biz mi ne yapacağız.

Doğru bildiğimiz yolda gazeteciliğe devam..

Bir fıkra ile daha noktalayalım yazımızı ne dersiniz?.

*****

“Dün akşam bir şimşek çaktı” diye başlamış söze:

“Ortalık gündüz gibi oldu. Dağın eteğinde tam beş bin çakal gördüm”

İkincisi devam etmiş:

“Şimşek çakınca ben de dağın tepesinde bir deve gördüm. Başını uzattı, ovadaki dereden su içiyordu.”

Birincisi dayanamayıp sözünü kesmiş:

“Haydi haydi. Deveyi düze  indir..”

Diğeri hemen atılmış:

“Sen de çakalı yüze indir”

*****

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun.

 

 

 

HOPDEDİK

 

ŞEMSİYE..

 

Şemsiye tutmak,

Siyasinin karşısında

El pençe taklaya

hazır olmak

Her baba yiğidin

işi değildir.

Yalaka ya da

yağdanlık

Olduğunda

İş tamam..

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1097