BİR BİLEN..

Nasrettin Hoca vaaz verecekmiş. Kürsüye çıkıp cemaate sormuş: “Benim ne söyleyeceğimi biliyor musunuz?” Cemaat hep bir ağızdan yanıt vermiş: “Bilmiyoruz!”


“Sizin bilmediğinizi ben ne bileyim” diyen hoca kürsüden inip gitmiş..

Bir hafta sonra Hoca gene vaaz için gelmiş ve gene aynı soruyu sormuş:

“Benim ne söyleyeceğimi biliyor musunuz?”

Cemaat hep bir ağızdan bağırmışlar:

“Biliyoruz”

Hoca yanıt vermiş:

“O halde neden toplandınız?”

Ve  hoca kürsüden inip çıkmış dışarı..

Üçüncü hafta hoca gene kürsüye çıkıp sormuş:

“Ne anlatacağımı biliyor musunuz?”

Cemaat ikiye ayrılmış..

Yarısı  “biliyoruz” derken yarısı da:

“bilmiyoruz” diye bağırmış..

Bir kahkaha atan Nasrettin Hoca:

“Öyleyse  bilenler bilmeyenlere anlatsın” deyip inmiş kürsüden..

--//--

Siyasette “Zurnanın” zırt dediği yere  gelmek üzereyiz..

Siyasi partilerde “yoğun” bir bekleyiş var..

Özellikle Antalya  CHP’de ön seçimlerle ilgili farklı yorumlar yapılıyor..

“Çok  bilenler konuşuyor.. Az bilenler susuyor”

29 Mart akşamı kesin listeler belirlenecek.

Yani Antalya milletvekili sıralamasında son viraja girdik.

Çetin Osman Budak dışında tüm aday adayları gerçek anlamda heyecanlı ve tatlı bir telaşta..

Yorumlar farklı..

Çok ilginç..

Dediğim gibi zurnanın zırt dediği yere gelmek üzereyiz.

Zaman denilen mefhum su gibi akıp geçiyor.

Yaklaşık bugün itibari ile seçimlere seksen gün kaldı..

Sesken gün sonra devri alem başlayacak.

Sandığa giden seçmenin son kararı önemli, fakat daha önce siyasi partilerin listelerini 7 Nisan tarihinde kadar yüksek seçim kuruluna verme işlemi var.

Esas zurnanın zırt dediği an o gün belli olacak yani dananın kuyruğu kopacak.

Gerçi yıllardır alışkın bir toplumuz biz.

Bize boşuna balık hafızalı demiyorlar.

Bu günleri de çabuk unuturuz.

Ne diyelim haydi hayırlısı..

Fıkra ile başladığımız yazımızı yine fıkra ile noktalayalım ne dersiniz..

 

--//--

 

Sabahtan akşama kadar dolaştığı halde hiçbir av bulamamış..

Yorgun argın eve dönerken, bir kasaba uğrayıp, tüyleri yolunmuş bir tavşan alıp eve gelmiş..

Evde Fadime sormuş:

“Temel tüyleri yolunmuş tavşanı nerden buldun?”

“Ne bulması” demiş Temel:

“Vurdum onu”

Fadime tekrar sormuş:

“Vurduğunda bu hayvan böyle çıplak mıydı?”

“Valla” demiş Temel:

“Sevişiyorlardı. Giyinmeye vakit bulamadılar”

--//--

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 591