BEKTAŞİ KISSALARI..

Bir Ramazan daha gelmek üzere..Eli kulağında derler ya aynen öyle..

Ramazan olur da, hiç Bektaşi´siz olur mu?

Biz de yaklaşan mübarek Ramazan ayına hoş geldin demeden Bektaşi fıkraları ile başlayalım...

***                      

Bektaşi dervişinin saçları bembeyaz olduğu halde sakalları simsiyahmış.

Bu duruma hayret eden bir kişi dervişe sorar:                       

"Baba efendi, saçınız bembeyaz olmasına rağmen, sakalınızda bir tane bile beyaz tel yok, bunun sebebi nedir?"                       

Baba derhal cevap verir:                       

"Saçlarımın sakallarımdan yirmi sene daha yaşlı olduğunu unutuyorsunuz. İşte sebep budur...                      

***                       

Dört karısı olup, hepsiyle aynı evde yaşayan bir Bektaşi dervişi, kadınlar arasında her gün çıkan kavgaları yatıştırmaktan, onları barıştırmaktan başka hiçbir işe bakamaz olmuş.                      

Her gün birbirleriyle boğaz boğaza gelen kadınlar da bu durumdan bıkıp usandıklarından, bu kavgaların sebebi olarak gördükleri kocalarını iyice dövüp, sokağa atmaya karar vermişler.

Akşamüzeri derviş eve gelince kadınların dördü birden üzerine hücum edip, biçareyi yere sermişler.

İyice dövdükten sonra, sokağa atmak için de her biri bir kolundan ve bir ayağından tutmuş.

Bu şekilde merdivenlerden indirirken, her basamak inişlerinde,dervişin boşta kalan kafası merdivenlere vuruyormuş..                        

Derviş de,"Hele sizin elinizden bir kurtulayım ben yapacağımı biliyorum" diyormuş.                        

Kadınlar dervişi bahçeye çıkarıp yere serdikten sonra sormuşlar                       

"Peki, elimizden kurtulunca ne yapacaksın?"                       

"Ne mi yapacağım? Doğru gidip bir karı daha alacağım."                        

"Aaa... Bu da ne demek?"                       

"Ne demek olacak? Beni yine dövüp sürüklerseniz, o da başımı tutar da merdivenlere vurmaktan kurtulurum"

***                       

Bir gün Bektaşi babasını ahbaplarından biri ziyaret etmiş.                       

O anda Bektaşi evde olmadığı için, masanın üzerindeki kalın toz tabakasına "Eşek herif" yazıp gitmiş.                       

Birkaç gün sonra Bektaşi´ye yolda rastlayan ahbabı:                      

Geçen gün sizi ziyarete geldim. Ama maalesef evde bulamayarak geri döndüm." dediğinde, Baba cevap vermiş:

"Evet malumatım var. Hatta masanın üzerine kartvizitinizi bırakmışsınız..."

***       

Evet şimdilik bu kadar..

Ramazan ayında daha fazlası Bektaşi fıkralarında buluşmak üzere.

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 202