BAYRAMA YAKIN.

Bu hafta sonu fıkralı yazımızı erken yazalım istedim. Cumartesi günü bayram olduğundan bayram yazımızdan bir gün önce fıkra ile bayrama girelim istedik..

Bayramdan önce gülelim biraz..

Stresli ve de yoğun geçen bu günler sonucunda gülmek en doğal hakkımızdır.

******

"Bir savaşta o kadar çok insan kaybolmuş ki, doktorlar savaş meydanını dolaşır, yatanlara şöyle bir dokunurlarmış..

Asker gözünü açıp kıpırdarsa “sedye”, sesini çıkartmazsa deniz” derlermiş..

“Denizlikler”den biri yolda gözünü açmış:

“Nereye götürüyorsunuz?”

“Sen öldün, denize atacağız!”

“Görmüyor musunuz, ölmedim yahu?!”

Sıhhıye çavuşu kızmış:

“Sus lan, doktordan iyi mi bileceksin!”..

******

"Temel’in karısı ölmüş. Cenaze töreninden sonra bütün arkadaşları taziye için evine doluşmuşlar.

Temel’in endişe dolu bakışlarını görünce, “Merak etme” demişler:

“Daha çok gençsin. 2-3 ay sonra mutlaka seni mutlu edecek bir hanımla tanışırsın...”

“Biliyorum, biliyorum” demiş Temel:

“Ama bu gece ne yapacağım!..”

******

"Savaş vurguncularından birinin dedikodusu yapılıyormuş:

“Tonla parası var. Herifin bir eli yağda, bir eli balda. Nereye gitse, hemen yol açıyorlar.”

Bunları duyan Neyzen Tevfik birine sormuş:

“Gerçekten herkes kenara çekiliyor mu?”

“Evet” demiş adam:

“Hem de eğilerek yol veriyorlar.”

Neyzen gülmüş:

“Demek cebindeki pisliğe bulaşmak

istemiyorlar!..”

******

"Avcılar, Temel’in önderliğinde ormanda ilerliyormuş. Karşılarına küçük bir delik çıkmış.Temel, “Yatın tavşan deliği” demiş. Yatmışlar. Delikten tavşan çıkmış, avlayıp yola devam etmişler. Biraz ileride daha büyük bir delik. Temel, “Yatın tilki deliği” demiş. Yatmışlar, tilki çıkmış ve vurmuşlar.

Sonra delik büyümüş.

“Yatın ayı ini” demiş. Temel, ayıyı da vurmuşlar. Temel, her şeyi bilmesinin rahatlığı ile keyiften dört köşe olmuş. Derken çok büyük bir delik çıkmış karşılarına. Herkes Temel’e dönmüş. Temel, “Burdan ne çıkacağını bilmiyorum, siz yine de yatın, ne çıkarsa bahtımıza” demiş.. Ertesi gün gazetelerde haber:

“Dört avcı, tren altında kaldı!..”

******

"Sirk çalışanlarından bir kadın, bir aydır açlık grevi yapıyormuş. Seyircilerin arasındaki bir doktor merak edip sirk sahibine sormuş:

“Tam 30 gündür ağzına bir şey koymadığı doğru mu?”

-Evet..

“Peki bu zaman içinde ona hiçbir şey olmadı mı?”

“Oldu” demiş adam:

“6 İskoçyalı’dan evlenme teklifi aldı...”

******

"İstanbul’Wien seferini yapan uçakta inişe doğru pilot anons eder:

“Sayın yolcularımız, 25 dakika sonra Viyanada’da olacağız. Hava parçalı bulutlu, 15 dereceeee... Aman Allahım!..”

Ve anons bir anda kesilir. Bütün yolcular panik halindedir. Ortalık çalkalanır. Bir kaç dakika sonra ki bu yolcular için bir saat gibidir, pilot yeniden anons yapar:

“Kusura bakmayın, sizleri korkuttum. Ama hostes yanlışlıkla üstüme bir fincan sıcak kahve döktü, canım çok yandı. Pantolonumun ön kısmını bir görseniz!..”

Derken, arka sıralardan bir yoclu bağırdı:

“O da bir şey mi? Sen bizim pantolonların arka kısmını bir görsen!..”

******

"Şehirde büyümüş delikanlı köyün birine gidip avlanmak istemiş, köylü tüfeğini verirken “Aman dikkat et” demiş:

“Çiftlik hayvanlarına ateş etme...”

Delikanlı tüfeği alıp ağaçların arasında yürürken bir keçiye rastlamış ve onu vurmuş. Hayvanlar hakkında bilgisi olmadığı için hemen koşup vurduğu hayvanı köylüye tarif etmiş:

“Kapkara bir şeydi” diye başlamış:

“Sarkık iki memesi, sakalı vardı, leş gibi kokuyordu...”

“Kahretsin” demiş köylü:

“Ulan sen benim karıyı vurdun galiba!..”

******

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun..

 

 

 

 

 

 

HOPDEDİK

GÜL BE!.

Her ne olursa

olsun,fark etmez.

yaşamak güzeldir,

üstelik gülmek

daha güzel.

Gülün o zaman

hemde çatlayana dek..

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 403