BASIN BAYRAMI..

24 Temmuz basında sansürün kaldırılışının 107. yıl dönümü. Bugün gazeteciler bayramı.. Tüm meslektaşlarımın bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. Yazımız gazeteci fıkrası ile başlayalım…

"Gazeteci meslektaşımız ölmüş.

Öte dünya`ya göç etmiş..

Öncelikle cennetin kapısını çalmış.

Kapıdaki melek öte dünyada ne iş yapardın deyince meslektaşımız;

- Gazeteciydim demiş.

Melek kapıyı hışımla gazetecinin yüzüne kapamış.

Morali bozulan meslektaşımız Cehennemin kapısını istemeye istemeye çalmış.

Şeytan açmış kapıyı, oda aynı soruyu sormuş, öte dünyada ne iş yapardın.

Cevap aynı "Gazeteci" olmuş.Cehennemin kapsıda otomatikman kapanmış meslektaşımızın yüzüne..

Çaresiz kalan meslektaşımız..Düşünmüş taşınmış.Cehennemle,cennetin ortasına bir matbaa kurmuş..

Başlamış günlük gazete yayınlamaya...

Ve de o günden sonra hem cehennem’e, hem de cennet`e sorgusuz sualsiz girme hakkını elde etmiş"

Bugünde buna benzer gazeteciler yok mu?.

Olmaz mı hiç saymakla bitmez.Kapıdan kovulanların pencerelerden ve bacalardan giriş yaptığı bir çağdayız..

*******

Neyin bayramı Allah aşkına.

Yıllardır bu ülkede basın özgürlüğü adına nutuk atanlar değil mi basına zincir vurmaya çalışanlar.

Salt iş olsun diye bayram kutlanmaz.

Birliğin, dirliğin.

Kalem onurunun olmadığı ülkemizde basın bayramlarından bahsetmek mümkün değildir?.

Bugün 24 Temmuz basın bayramı güya.

Bu konuda çeşitli yazılar yazıldı.

Beyanatlar verildi.

Açıklamalar peşi sıra geldi.

Bizleri hatırlayanlar kutlama mesajları gönderdi.

Telefonla arayan dostlar oldu.

Gazetecinin bayramı ya her zaman olduğu gibi yine ağzı olan konuştu.

Dün internet sitesinde gezinirken Eskişehir Sakarya gazetesinden değerli ağabeyim ve ustalarımdan Hüsnü Arslan’ın köşe yazısı takıldı gözüme “Bayram gelmiş neyime” diyordu yazısında.

Buyurun birlikte okuyalım..

********

“-1908’in yaz ayları 2. Abdülhamit için zor geçiyordu...

Osmanlı’nın son yıllarını yazanlar genellikle bu satırlarla başlıyordu o yılların anekdotlarına.

Zira Selanik’te başlayan “İttihatçı isyanı” bütün diğer sonuçlarının yanı sıra Abdülhamit’i kendisine dikte edilen şartlarda “2. Meşrutiyet”i kabul etmek zorunda bırakacaktı.

-Tarih, 24 Temmuz 1908!..

İlk sonuç, hemen o gün görülecek, ilk uygulama matbuattan gelecektir;

-Osmanlı Matbuat Cemiyeti adıyla örgütlenmiş gazetecilerin büyük bölümü Meşrutiyeti sevinçle karşıladılar. Sansürün karşısına dikildiler. Artık 1876’dan kalma sansür kararnamesini uygulamayacaklardı. Yani Padişahın sansür memurları yayından önce gazeteleri kontrol edemeyeceklerdi.

Nitekim zamanın yürekli gazetecileri o akşam basımevlerine gelen sansür memurlarını geri döndürürler;

-Matbuat hürdü ve sansürlenemezdi artık!..

***

Önemli bir gelişmeydi kuşkusuz. Padişahın “tebası” da kabul edilseler, ahalinin olan-bitenden haberdar olması, doğruları öğrenmesi, batıdan çoktan beri “insan hakkı” kabul ediliyordu.

Mustafa Kemal’in Cumhuriyet dönemi Türkiye’si de; -tersine örnekler sıkça görülse de bu anlayışı benimseyecektir. O nedenledir ki 24 Temmuz;

-Basın Bayramı olarak benimsenir, kabul edilir...

Meslekte aklımın erdiğinden bu yana, biz de 24 Temmuzları unutmaz; açıklamalar yapar, samimi ya da içlerinden gelmese de kimi zevatın, kurum ve kuruluşların “Bayram tebriklerini” kabul ederiz;

-Bayramınız mübarek ola!..

***

Öyle midir, gerçekten de;

-Basın Bayramı olabilmiş midir 24 Temmuz’lar!..

Yani Osmanlı’nın 1876’dan kalma “Sansür Kararnamesi” tarihin çöplüğüne atılabilmiş midir?

Dün bu nedenle bir açıklama yapan Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun genç başkanı, hemşerimiz, meslektaşımız Atilla Sertel soruyu net biçimde yanıtlıyor;

-Türkiye’de sansür her zaman egemen olmuştur!..

Açıklamasının bir bölümünde son örneğini de ortaya koyuyor; AKP iktidarının yeni Anayasa’da özgürlüklerin genişletileceği vaadine karşın, “Basın özgürlüğünün sınırlandırılmasına” ilişkin yeni çalışmasını hatırlatarak tespitini yapıyor;

“-Bu öneri; basın özgürlüğüne değil darbe, basın özgürlüğünü tamamen ortadan kaldırılmasını getirir”

Haklıdır, hem de sapına kadar haklı... Neylersin ki yüz yıllık sansür mücadelesi bugün bile gündemde olduktan sonra;

-Bayram gelmiş neyime!..”

********

Evet, bayram gelmiş gerçekten neyimize.

Ülkede sansür hala devam ediyor.

Bugün Türk basınının 1908 öncesinde olduğu gibi yine baskıyla karşı karşıya kaldığını görmemek Basın özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılmasını, düşüncenin suç olmaktan çıkarılmasını, gazetecilerin elinden alınan sosyal ve ekonomik hakların geri verilerek ekonomik anlamda refaha kavuşmasını bekliyoruz yıllardır.

Gazetecilerin en önemli haklarından olan yıpranma hakkının tekrar verilmesini bekliyoruz dört gözle.

 

Bizler yıpranma haklarımızı elde ederek çok sevdiğimiz mesleğimizden emekli olduk.

Bizden sonraki genç gazeteci kardeşlerimizin ellerinden bu haklar alındı.

Bir ülkede basın özgürlüğünden.

Bayramlardan bahsetmek için önce özgür kalemler olmalı.

Ve de hakları geri verilmeli.

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun.

 

 

 

 

 

 

 

 

HOPDEDİK

ÖZGÜR BASIN..

Yıllardır bayram

Kutlarız.

Gazetecinin bayramı bugün

Deriz.

Her ne hikmetse hem bayram kutlar,

Hem de birbirimizi

Yemeye devam ederiz.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 491