Allah büyük!..


Bir öykü ile başlayalım bugün yazımıza Allah büyük diyerek.

Allah’ın büyüklüğüne inancımız sonsuz da, kulların acizliğine ve vurdumduymazlığına ne demeli.

Şaşkın ve de biçare izliyoruz gelişmeleri.

Padişahların çoğaldığı bir devirdeyiz.

Astığı astık, kestiği kestik.

Laf dinleyen beri gelsin..

Padişahların bu tutumunu izleyen ve sessiz kalan bir topluluk.

Nereye gider..

Sonuç ne olur bilemeyiz.

Terörist başına plazmaların hediye edildiği.

Beş yıldızlı cezaevindeki şartların iyileştirmemesinin daha da ileriye gitmesi için yeni talepler.

Ev hapsi gibi öneriler..

Ve de en acısı bu ülkede genelkurmay başkanlığı yapmış.

Teröristlerle savaşmış paşaların cezaevlerinde terörist diye yargılanmaları.

Her neyse fazla uzatmayalım isterseniz öykümüzü okuyalım bir solukta.

Ve ardından düşünelim hep birlikte soluklana soluklana…

*************

"Sen gelme, altın çivileri getir"

Ülkenin birinde zalim bir padişah varmış. Sabah kalkar zam yapar, akşam yatarken zam yaparmış…

Halk artık bu padişahtan "İllallah" demiş...

Padişaha günün birinde Hint elinden değerli bir kumaş gelmiş. Kumaşı çok beğenmiş ve hemen terzi başını yanına çağırtarak emrini vermiş:

"Bu çok kıymetli bir kumaş. Bunu al ve hemen dik!"

Terzi başı "Emriniz olur" derken devam etmiş:

"Bu ipek kumaşa altın düğme yakışır. Al şu on iki altını da çivi düğme haline getir.. Sana iki gün süre veriyorum. Cuma gününe kadar elbisem hazır olsun!"

Terzi başı, "Aman padişahım, nasıl olur? İki günde çivili düğmeleri bile yapamam" diye karşılık verince padişah "Ben anlamam" demiş:

"Bu elbise salıya kadar bitmezse kellen gider!”

Terzi başı üzgün bir halde padişahın huzurundan çıkmış, evine gelmiş, karısı merakla sormuş. Terzi başı başına gelenleri anlattıktan sonra , "Hakkını helal et karıcığım. Sonum geldi artık" demiş.

Karısı sakin bir şekilde , "Sen işe başla hele kocacığım! Salıya kadar Allah kerim" diye onu çalışmaya teşvik etmiş. Terzi başı o gazla altınları eritip düğme yapmaya başlamış. Çivi düğmeler ikinci günün sonunda tamamlanmış ama ipek kumaşa bir iğne bile değmemiş... Bu sırada evin kapısı çalınmış. Terzi başı kısık bir sesle ve korku içinde "Aç kapıyı hanım, hakkını da helal et, beni almaya geldiler" diye mırıldanmış.

Kadın "Allah büyük" diyerek kapıyı açmış. Karşısında padişahın askerleri... Terzi başı

içeriden "Geliyorum ağa" diye seslenmiş. Askerlerin komutanı da "Sen gelme" diye emretmiş:

"Yaptığın altın çivileri getir... Padişahımız öldü, onları artık tabutuna çakacağız. İpek elbiseye gerek kalmadı..."

Kadın dönmüş kocasına:

"Ben sana demedim mi beyim, Allah büyüktür diye!.."

************

Hikaye güzel değil mi?.

Hergün yaşamımızda defalarca Allahın adını anarız.

Duasız günümüz geçmez..

Kullar ise acımasızca zam üzerine zam yapmakla meşguldürler.

İşçiye, memura, emekliye gelince gıdım gıdım zam yapanlar.

Milletvekili maaşlarına oy çokluğu ile zam yaparken kendilerini meclise gönderenlerden hiç utanmıyor.

Sıkılmıyorlar.

Emekliye 30-40 Tl zam.

Milletvekiline binlerce lira.

Ne diyeyim Allah büyükten gayrı.

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ