Ahmetlerin Sesi…


Bugünkü köşe yazımı Ahmetler köyünün sitesinden aldığım yazıya ayırıyorum.

Onlara destek olmak hepimizin görevidir diye düşünerek..                              

 

"Çocuklarımız, çıplak ayaklarıyla çoban obalarından ilkokula gidip geldiği zamanlarda Ahmetler kimsenin umurunda değildi.”

İş makineleri 3. kez kanyona getirildi… Bu ısrar, bu inat neden? Köylülerimiz ayakta ve Ahmetler, Gençler, Güçlüköy “Kanyon nöbeti” tutuyor!

Ahmetler Kanyonuna yapılmak istenen HES’e karşıyız; çünkü…

Dünya alem şunu bilsin ki biz enerjiye, elektriğe karşı değiliz. Bizim çocuklarımız vaktiyle çıra ışığında, gaz lambasıyla ders çalışarak okudular. Yoksulluğun, yokluğun dibini gören insanlar enerjiye düşman olabilir mi?

Burnumuzun dibinde olmasına rağmen uygarlığın nimetlerinin en son götürüldüğü yerdir Ahmetler. Bu nedenle biz Ahmetler Kanyonuna yapılmak istenen HES’e bilinçsizce karşı durmuyoruz. Ama herkesin bilmesini istediğimiz, sadece Ahmetler’i değil herkesi ilgilendiren haklı gerekçelerimiz var. Bunların bilinmesini istiyoruz.

Düne kadar yolumuz yokken, hastalarımızı 10 km sırtımızda taşırken kimse bizi hatırlamadı. Çocuklarımız, çıplak ayaklarıyla çoban obalarından okula gidip geldiği zamanlarda kimsenin umurunda değildik. Elektriksiz, ışıksız yaşadığımız yıllarda Ahmetler`i kimse aklına getirmemişti. Yüzlerce yıl kuyulardan su çekerken ya da içme suyumuzu 2 km uzaktan sırtımızda taşırken halimizi soran hiç olmadı. Okulumuzu bile 1951’de imece yoluyla kendimiz yaptık.

Demem o ki anlaşıldığı kadarıyla Ahmetler kimsenin umurunda değilken birden bir şeyler oldu. Ne zaman ki birileri sahip olduğumuz tek zenginliğimize göz dikti; o zaman Ahmetler’i hatırladılar.  Sakın yanlış anlaşılmasın; Ahmetler’i sevdikleri için ya da Ahmetlerliyi düşündükleri için değil bu hatırlama. Ne zaman ki Ahmetler’in ırmağında, suyunda bir menfaat gördüler, işte o zaman Ahmetler gündeme geldi.

Ey vicdan sahibi insanlar!

Siz hiç, bir sabah kalktığınızda evinizin bahçesine birilerinin gelip oturduğunu, “Burası benimdir, istediğimi yaparım” dediğini gördünüz mü? Sizin üzüm bağınıza bir gece domuz sürüsü girip her şeyinizi talan etti mi? Sizin tarlanıza birileri iş makinelerini getirip sizden habersiz kazmaya kalktı mı? Birileri gizlice suyunuzu kesip habersizce toprağınızı işgal etti mi?

İşte Ahmetler şimdi bu durumda. 600 yıllık kendi yurdumuzda adeta işgal edildik. Bir insanoğlu bizi insan yerine koyup “Ey Ahmetlerliler, biz sizin derelerinizdeki suyu satıyoruz, ne dersiniz?” demedi. Nereye varacağı hesaplanmadan, sonuçları düşünülmeden, sahiplerine sorulmadan birileri Ankara’da masa başında oturdu, plan çizdi ve bu yörenin insanlarından habersiz karar verdi. En çok da bu saygısızca tecavüz gücümüze gidiyor. Ahmetler insan değil mi, biz insan değil miyiz? İnsana saygınız yoksa, hakka hukuka da mı saygınız yok?

Düşündüler ki “Ahmetler Kanyonundaki suyu alırsak çok para kazanırız.” İyi de neler kaybederiz hiç hesaplandı mı? Bir vadiden akan ırmaktaki suyun yönü değiştirilirse, bu suyu birileri satın alıp istediği gibi kullanırsa hangi sonuçların ortaya çıkacağı hiç düşünüldü mü? Bu sudan yararlanan insanların, bitkilerin ve bütün canlıların ne oranda etkileneceği hesaplandı mı?

Hayır, bunların hiçbiri yapılmadı. Projenin içinde bile yazılmış: “Arazi şartları elvermediği için bazı tespitler yapılamamıştır” anlamına gelecek rapor var. ÇED Raporu adı verilen Çevresel Etki Değerlendirme Raporu alınmadı. Kasıtlı olarak Projede “Ahmetler” adına yer verilmedi. Yangından mal kaçırır gibi projenin bütün aşamaları köylüden gizlendi, köylüler durumu ancak proje imzalandıktan sonra öğrendi. Köylülerin haklı itirazlarına da “zaman aşımı” bahanesiyle cevap verilmedi. Hakkın ve hukukun zaman aşımı olur mu?

İnsanlar bu projenin sonuçlarıyla gelecek felaketlerin farkına vardı. Şimdi artık daha yüksek sesle haykırıyor:

“Ahmetler Kanyonu öldürülmesin, sularımız satılmasın; kanyona HES istemiyoruz.”

Sadece biraz mantıklı düşünmeye ve aklımızı kullanmaya ihtiyaç var. Mantık ve akıl süzgecinden geçirilirse görülecektir ki bu proje yanlıştır; yanlış yerdedir. Bilimin aklın yolundan giderek bu yanlıştan dönülebilir.

Eğer insanlar bir yanlışlığa ya da haksızlığa kurban edildiklerine inanırlarsa buna karşı gelme hakları vardır. İşte köylüler bu haklarını kullanarak projeye itiraz ediyor. Şimdi onları dinleyecek kimse yok mudur? Mutlaka vardır. Öyleyse devlet yetkilileri şirketin adamlarını dinlediği gibi Ahmetlerlileri de çağırıp dinlemelidir.

“Biz bu uğurda kahraman olmak istemiyoruz; ama bu yanlış projeyi durduracak bir kahraman bekliyoruz…”

Bu yanlıştan dönülmeli ve Ahmetler Kanyonu kurtarılmalıdır.”

 

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun..

 

 

HOPDEDİK

DOĞA..

Çekin doğadan

Elinizi, ayağınızı,

Kirlettiğiniz yeter.

Ses verin

Ahmetliler

Köyüne..

Dayanışalım

hep birlikte..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2807