NEREDE KALMIŞTIK?!.

“Uzun evlilik yılına karşın erkek çocuğu olmayan adam Tanrıya dua etmiş:

“Ey ulu tanrım. Bana bir erkek evlat ver. Mürüvvetini gördükten sora yoluna kurban edeyim.”
Duası kabul olan adam bir erkek evlat sahibi olmuş.
Erkek evlat büyüdükçe, adamın aklına tanrıya verdiği söz düşüyor, huzursuzluğu artıyormuş.
Adam bir gün, sorunu imama açıp şöyle demiş:
“ Hocam durum böyle böyle. Ben Tanrıya erkek evlat için dilekte bulunmuş mürüvvetini görünce yoluna kurban edeyim demiştim. Şimdi çocuk büyüdü. Ne yapmam lazım?”
“Sözünü tutmalısın” demiş imam:
“Yoksa günahkâr olursun.”
Adamı almış bir düşünce.
Bir yanda verdiği söz.
Diğer yanda büyümekte olan oğlu.
Bektaşi gelmiş aklına.
Huzura çıkıp anlatmış:
“Baba erenler böyle böyle. Tanrıya söz vermiştim. Şimdi çocuğumu kurban etmem gerekir mi?”
Bektaşi sormuş adama:
“Sen söz verirken duyan oldu mu?”
“ Olmadı.”
“Gören oldu mu?”
“ Hayır olmadı.”
“Peki, aranızda senet sepet var mı?”
“Hayır yok.”
Geriye yaslanan Bektaşi gülmüş:
“Madem öyle. İnkâr et gitsin.”
--//--
Dün bu fıkrayı okurken, politikacılar geldi aklıma.
Konuşanlar, konuştuğunu unutanlar.
Son bir haftadır ortamı geren bir yasa tasarısına kilitlendik kaldık.
Ülke ayaklanır gibi oldu.
Herkes konuştu..
Önündeki taşları döktü..
Dünden evveli günde gece yarısı en son Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuyla ilgili görüşünü dile getirdi.
Ve o kanun tasarısı yeniden komisyona havale edildi.
Acaba ülke genelinde bu konular konuşulurken başka yerde bir şeyler mi oldu?.
İnsan ister isteme merak etmiyor değil hani..
Şimdilik “Cinsel İstismar Tasarısı” yok.
Yokta onun yerine ne var acaba?.
Politikaya akıl sır ermiyor valla..
Bir günkü konuşması diğer günü ile tutmayan politikacılar halkın kendilerine soru sorarak verdiği sözleri tutmadığını hatırlattığında nasıl inkar ettiklerine şahit olmuyor muyuz?.
Her neyse güzel bir fıkra ile başlamıştık yazımıza.
Yine güzel bir fıkra ile noktalayalım ne dersiniz?..
********
“Kimsin?”
“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”
Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:
“Sen kimsin?”
“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.
“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.
“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.
“Vezir” demiş adam.
“Daha daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
“Peki, ondan sonra?”
Artık makam kalmadığı için adam 
boynunu büküp son makamını söylemiş:
“Hiç.”
“Daha niye kabarıyorsun be adam. 
Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım:
“Hiçlik makamında!”
--//--
Haydi, kalın sağlıcakla.
Her şey yüreğinize göre olsun..





HOPDEDİK
POLİTİKA..
Atarlar, tutarlar,
Söz verip
Halkı kandırırlar,
Seçim dönemi geldiğinde
Yeniden şaha kalkarlar.
Biz buna politikacı deriz.
Bir tek bizde bulunur..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 196