Tapu ve Kadastro üstadı Musa Dayı

Tapu ve Kadastro üstadı Musa Dayı
Tapu ve Kadastro mesleğinin duayenlerinden Fen Memuru Musa Çetin 9 Mayıs’ta hayatını kaybetti ve Manavgat Kavaklı aile mezarlığında toprağa verildi. Vefat ettikten sonra sevgiyle, saygıyla yad edilen Musa Dayı’yı, hayatının değişmesinde çok büyük etkisi olan ve 1993-1995 yılları arasında birlikte çalışan Bünyamin Ay anlattı.13.05.2019 14:15

Manavgat’ta yaşam hikayesi anlatılan bir çok kişi var. Eskiler birbirlerini, gençler ise şahit oldukları yaşam hikayelerini anlatıyor. Manavgat’tan Tapu ve Kadastro üstadı Musa Çetin, bilinen adıyla Musa Dayı da arkasında bıraktığı güzelliklerle gelmiş geçmiş. Bir süre Manavgat Tapu ve Kadastro’da birlikte çalışma şansını yakalayan, üniversite okumasında çok büyük etkisi olan Musa Dayı’yı Bünyamin Ay anlattı.

Bünyamin Ay, Musa Dayı’yı , “Gururlu, yağcılığı sevmeyen, disiplinli bir çalışma yönetimini benimsemiş ve içine sindirmiş biriydi. Kendisine yağcılık yapılmasını hiç istemediği gibi, kendisi de asla yağcılık yapmazdı. Yalakalık nedir bilmezdi” sözleri ile başlamış anlatmaya. Kelimelerin, cümlelerin, satırların yetmediği belli. Fakat Musa Dayı’nın özünü yakalamış. Bünyamin Ay’ın cümleleri ile Musa Dayı:

“Duyduğu veya okuduğu bir konuyu hiç araştırmadan hemen inananları ve doğru kabul edenleri koyun beyinli olarak görür ve onları asla sevmezdi. Bilime ve ilime büyük önem verirdi. “Bu ülke okuyanlarla kalkınacak” derdi birlikte çalıştığımız dönemde. O günlerde kadastro teknisyeniydim. Beni devamlı çalışmaya, bu ülkeye mühendis olarak daha fazla katkıda bulunacağımı tavsiye eder, üniversite öğreniminin önemini anlatırdı fırsat buldukça. “Bu ülke teknolojiyi akademik anlamda kullanabilen mesleklerle ilerleyecektir” derdi. Bu mesaj dolu kaliteli ve samimi yönlendirmeleri ile o yıl üniversite sınavına hazırlanmaya başladım. Her konuda bana destek vereceğini de söylerdi ara ara. “Elektrik ve Elektronik Mühendisliğini kazandım” dediğim gün gözlerindeki ışığı bugün bile halen hatırlarım. Gözlerinin içi gülüyordu. Başarıya ulaşmış bir ilim insanı, sonuca ulaştığını gözlerindeki parıltıyla etrafa yansıtıyordu. Verdiği tavsiyeler ürün vermişti. Okul için çalışma arkadaşımdan ayrıldım. Ama iletişimimiz devam etti. Diğer yıllarda da fırsat buldukça işyerini ziyaret eder, saatlerce nitelikli sohbet ederdik. Ama her konuşmasında kaliteli üniversitelerden mezun olmuş, kaliteli ilim adamı ve akademik meslek sahipleri ne kadar çoğalırsa ülkenin hayrınadır derdi.

Okumayı severdi. Araştırmacıydı. Kadastro eğitimi sırasında yazdığı ders notlarını ofisinde saklardı. Mahkemelerde fenni bilirkişiliği ondan öğrendim. Emekli olduğu güne kadar eski daktilolarla çalışmıştı. Mahkeme bilirkişi raporlarını bu daktilosu ile yazardı. Kadastro şefliği ve Kadastro Müdürlüğündeki tüm çalışmaları daktilo ve elle çizim ile yapan büyük üstat, yanında çalışanları da bir üniversite edasıyla eğitir, öğretir, bilmediklerinizi araştırın derdi.

Tapu ve Kadastro konusunda Manavgat’a ciddi değer katmış biriydi. Hatta kendisine “Siz yürüyen kütüphanesiniz“ dediğimde bana gülümserdi. Arazilerin zemin durumunu tecrübesiyle araziye gitmeden bilirdi.

Araştırmacı ruhu her zaman gençti. Kendisini asla yaşlanmış bir kenara çekilmiş biri olarak asla olmadı. Kendisini dinlediğinizde birçok kitaptan yazarın cümlesini bozmadan örnekler verirdi. Tarihe önem verirdi. Okuyan, araştıran ve özellikle bir konuyu sorgulayan kişiliği vardı. Her hangi bir konu üzerinde konuşmaya başlarken bilgi aktarmak ona heyecan verirdi. “Koyun gibi her konuyu doğru olarak görmeyin. Araştırın” diyerek devam ederdi konuşmalarına.

Uzun yıllar çalıştıktan sonra yaş haddinden emekli olduğunda yakın dostu daktiloyu da emekliye ayırdı. Gençler bilgisayar kullanmaya başlamıştı o yıllarda. Bilgisayar kullanmayı öğrenmeye karar verdi. Bir masaüstü bilgisayar aldı. Uzun sürmedi. Bilgisayar kullanmayı kendi kendine çalışarak öğrendi. Araştırmalarını, aldığı notları bilgisayarında yazmaya başladı. Mahkeme bilirkişi raporlarını artık bilgisayarda yazıyordu. İnternette araştırmalar yapıyor, gençlik yıllarının şarkı ve türkülerini youtube üzerinden dinliyordu.

Kendisini her ziyaret ettiğimde, farklı bir konu ile yeni ufuklar açıyordu. Araştırmacı ve genç ruhlu biri olarak emekli olduktan sonra, kaç emekli bilgisayar kullanmayı kendi kendine öğrenebilirdi ki? Buraya dikkat etseniz bile yeter.

Nevşehir’de başlayan yaşam hikayesi Manavgat’ta son bulmuştu. Cenaze törenine katılanlar samimi bir ruhla dostluk ve son bir destek için gelmişlerdi. Hepsi öyle samimi bir enerji veriyorlardı ki etrafa, tam da onun istediği gibiydi aslında.

Allah Rahmet eylesin inşallah.”

HABER MERKEZİ

 

 

 

Diğer GÜNCEL haberleri

  • PAYLAŞ

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir